Çocuğunu uyuturken kara kara gelecegini düşünen anne,

İşinden eve dönerken ayın sonunu nasıl getireceğini düşünen baba,

Bugününü dünden daha kötü olacağını bilerek kepengini açan esnaf,

Yazdığı yazının basına açabileceği işleri düşünen gazeteci,

Yarın başına ne geleceğinden endişeli memur,

Kredisini nasıl ödeyeceği ile dertlenen çiftçi,

Her yıl değişen sistem ile zihni karmakarışık olan öğrenci…

Bu dertleri çözüm üretmek yerine herkesi tehdit eden, kucaklaşma şansını kaybeden, kuruluş ilkelerinden uzaklaşan, topluma vaadlerini unutan, siyaset üretme kabiliyetini tamamı ile yitirmiş bir iktidar.

Biz;

Bu umutsuzluğa karşı umut olabilmeliyiz.

Eskiye karşı yeniyi ortaya koyabilmeliyiz.

Derinleşen sorunlara karşı çözümler sunabilmeliyiz.

Endişeli gözlere samimiyeti gösterebilmeliyiz.

Sürekli düşman işaret etmek yerine dostlukları inşa edebilmeliyiz.

Türkiye’nin daha iyi nasıl yönetilebileceğine dair yeni fikirler ortaya koymak zorundayız. Çalışmalıyız. Dokunmalıyız. Düşünmeliyiz. Sorgulamalıyız. Kafa yormalıyız.

Gençler ayağa kalkmalıyız!

Bu bizim ülkemiz. Bu bizim geleceğimiz. Bu bizim medeniyetimiz.

Toplumun kalbine hitap eden, cesur, gerçekçi ve gerçekten yeni fikirler geliştirmeliyiz. Samimi bir şekilde öne çıkabilmeliyiz. Korkmadan ve endişelenmeden “bende varım!” diyebilmeliyiz.

Samimi bir aile olabilmeyi başarabilmeliyiz. Tek bir kişiye düşmanlık yerine Dünya’ya ilham verecek sözler verebilmeliyiz. Herkesin hayallerini süsleyen adaleti gösterebilmeliyiz.

Sadece beyinlere değil gönüllere hitap edebilmeliyiz.

İşte böyle bir Türkiye hayali ile tüm dostlarımıza güzel, keyifli ve bereketli bir hafta dileriz.